19 Mart 2024 Salı

Süleyman Hilmi Tunahan k.s.) mürşid-i kamillere niçin bağlanıyoruz?

 

Süleyman Hilmi Tunahan k.s.) mürşid-i kamillere niçin bağlanıyoruz?

Tasavvuf-Klasikleri-Süleminin-RisaleleriSüleyman Hilmi Tunahan k.s.)
İbtida-i kelamda da mezkur olan bir sualde şöyle beyan edilmekteydi.Bize sadece Kuran-ı Kerim ve sünnet bırakılmamış mı?Evet veda hutbesinde de söylediği gibi bize Kuran-ı Kerim ve sünneti bırakmış.Ama Kuran-ı Kerimi açtığımız zaman sünnetlere baktığımız zaman da tasavvufun gerekliliği belirtiliyor.Böyle meseleler ilmi zaruri ile değil ilmi istidlali ile yani mefhumu için nazar ve kizbe ihtiyacı olan ilimlerdir.Araştırma yapmadan sadece gördüğü kadarıyla insanlar nasıl yorum yapıyorlar anlayamıyorum.

Allah’tan başkası için iş yapmaktan kaçacağız. mürşid-i kamillere niçin bağlanıyoruz? Onlara taptığımız için mi? Haşa… Onlar vasıtası ile Allah’a bağlandığımız içindir. Merkezden cereyan almak için aradaki vasıta direklere bağlı olmak şarttır. Sen otur televizyonun başına, bas düğmeye bekle. Seyredemezsen ancak anteni gereken istikamete çevireceksin, görüntü gelsin. Yoksa boş.

Eskiden radarı olmayan gemiler yolculuk esnasında radarı olan geminin hemen yanında seyredermiş. İşte şu anda Sevgili Peygamgerimiz ile irtibat halinde olan yani radarı olan mürşid-i kamilin eteğine yapışıp, onun radarı istikametinde yürümemiz icap ediyor. Ona sarılır o radarlıyı takip edersek çok kayalık olan bu okyanus, dünya okyanusunu geçer, sağ salim karaya varırız. Aksi halde bir yere çarpar paramparça oluruz.

Bu mürşid-i kamile bağlanmanın gerekliliğini bırakın normal insanlar zamanında bütün ilimleri yutmuş alimlerden bile anlamadan giden olmuştur.Bazıları da ömürlerinin son yıllarında anlayarak durumun ciddiyetine vakıf olmuşlardır.İmam-ı Azam hazretleri tasavvufa girdiği silsile-i saadatın 4. sü Cüneydi Bağdadi(k.s.)’e bağlandığı ve ömrünün son iki senesinde için söylediği söz bizim için ibret olmalıdır.(Eğer son iki senem olmasaydı elbette helak olmuştum.)

İmam-ı Gazali Hz.’lerine (li hikmetin) ömrünün son günlerinde rabıta nasip olmuş ve şöyle buyurmuş. Anladım ki, hakiki kurtuluş Rasulullah’ın ruh cereyanına bağlanmaktan ibaretmiş. Gerisi (talebe, alim yetiştirmek (binlerce) ve kitaplar yazmak) yalan, vehim ve hayalden ibaret.

Ama meal esef mürşid-i kamiller dedikte, herşeyde sahtecilik, olduğu gibi bu muazzam müessesenin de sahteleri oluyor.Tabiri caizse sakalı olan, cübbesini giyen mürşid oluyor.Halbuki bu müessese nazar ve kisble(çalışma ve gayretle) elde edilecek bir makam değildir.Aynen Peygamberler gibi önceden belirlenmiş ve Allahın dilediği kuluna nasip olmuş bir müessesedir.Ve belli bir silsile vardır aralarında.Yani Peygamberimizden itibaren vefat eden mürşidi kamil, yerine başkasını atayarak öyle gitmiştir.Mürşidi kamil olduğunu iddia edenlere bakıyorsun.Görevi kimden aldın?sorusunun cevabını alamıyorsun.

Şimdi en son görüşe gelelim.Malum Türkiyemizde bazı kesimlerin klasik bir düşüncesi var.Şöyle ki:Bu devir tarikat zamanı değil,imanı kurtarma zamanıdır.Zira tarikatsiz cennete giden çoktur.Ama imansız cennete giden yoktur.

Bunu söyleyen zatı muhteremin daha doğrusu bu asıra hakikat zamanı diyen bu zatın ne kasdettiğini tam olarak kestiremediğiz için yorumu da sayıltılar üzere yapmayı düşünüyorum.

Buradan ben acizin anladığı; Sanki tarikatın imanı kurtarmadan başka amacı varmış da, bu asır da onunla uğraşılacağına ondan daha önemli olan imanı kurtarmak gerekiyormuş.Bilmiyorum, en azından ben öyle algıladım.Bırakın tarikatı biz Müslümanların bu dünyadan imanlı gitmekten başka nasıl bir amacı olabilir ki mutlak manada.Hepimiz bir şekilde imanlı gitmek için uğraşıyoruz.Onun içinde melun olan nefsi emmarenin terbiyesi bunun içinde tasavvufun lüzumiyeti malum..Tarikat şeriatın cüzlerinden biri.Tarikat şeriatın tahakkuku için zaruri malum.Pekii şeriatsız nasıl imanlı gidilir.Ben bilmiyorum.Böyle rastgele yarım yamalak iman kurtulmaz ki.Şunu hiç bir zaman unutmayalım ki:Yarım doktor dinden; yarım hocada imandan eder..Son soruya gelelim.Mürşidlere bağlılığı abartmıyor musunuz.
Demek isteniliyor ki öncelik peygamberimizin değil mi?Hz Allah mahlukatı o kadar güzel yaratmış ki her nesne, olay, durumun bir başka benzerini de vermiş ki kullarım anlamadıkları veya anlamakta gevşeklik gösterdikleri zaman diğeriyle kıyas yapsınlar.Bakın bunu da şöyle izaha çalışayım.Mesela bir idari binada hiyerarşi var değil mi?Şimdi sen , ben ,o ora da bir işimiz olsa direk müdüre mi gideriz, yoksa en alt kademeden başlayarak mı hareket ederiz.Direkt müdüre gitsek nasıl karşılar bu halimizi.Pekii en alt kademede ki şahsa hürmet göstersek, bütün sorunlarımızı anlatsak müdür bundan hiç rahatsız olur mu?Cevapları verirseniz zaten sorun kalmayacaktır. Son olarak sözümü Süleyman Hilmi Tunahan k.s. hazretlerinin bir sözüyle kapatıyorum.
“Bir mürşidi kamilin eteğine yapışmadan öbür aleme göçün de, bir okka samandan ne kadar duman çıkarmış görün.””

Yüce Rabbim, Peygamberimizin; dünya onlar sebebiyle ayakta durmaktadır diye methettiği silsilei saadatın değerli şahsiyetlerine mürid olmayı,en azından onlara saygı duymayı, inkar etmemeyi cümlemize ilhak eylesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder